TÜM BABALAR EFSANEDİR…

29

Biliyorum…
Herkesin babası kendisi için bir efsanedir…


Tıpkı benim babam gibi…
Hayata “Merhaba!” dediğim ilk gün,
Babam benimledir.
Hayata ilk adım attığımda,
Babam benimledir.
Yürümeğe çalışırken düştüğümde,
Babamın güven duygusu ile acımı kolayca savuşturdum.
Anam, elime batan dikeni çıkardığında,
Acısına dayanma gücünü, babamın yanımda her zaman hissettiğim kuvveti ve kudretinden aldığım kesindir.
Hayatın sillesini yediğim her an, yanımda hep babamın varlığını hissetmişimdir. O hayatta iken fiziki varlığı ile hep yanımda oldu. Ebediyete uğurladıktan sonra ise; O’nun manevi varlığının çok üstündeki gücü hep benimle olmuştur.
Babam benim gerçek dünyam oldu.
Babamla ayaklarım yere bastı.
Babamla hayatın gerçeklerini gördüm ve öğrendim.
Hele biz kız evlatlar için babamız; ”Beyaz Atlı Prensin” rol modelidir. Babalar; Kızların hayatlarındaki ilk erkektir. Kızlar babalarını tanıdıkları ilk günden itibaren gördüğü her erkekte, babalarının özelliklerini ararlar. Baba kızları için; “En ideal erkektir.” Erkek evlatlar için; “Bileği bükülmez kahramandır.”
Aksini iddia eden beri gelsin!!!


Peki! Babaları için evlatları ne anlama geliyor. Moda deyimiyle empati yapalım. Dünyaya geldiğimiz günden itibaren büyük bir yük ve sorumluluk yüklenen babalar, bu durumdan asla şikâyet etmezler.
Babalar; “Cinsiyeti dominant meleklerdir!” Çocuklarına yaptıkları tüm fedakârlıklar için tek istekleri; “Çocuklarının mutluluğudur.”
Babalar ağlamaz! Daha doğrusu ağladıkları görünmez. Onlar gözyaşlarını içlerine akıtırlar.
Örneğin: Ben babamın ağladığını hiç hatırlamam. Hayatın onca yükü altında hiç mi bir damla gözyaşı düşmez. Bu ne hikmettir? Bu ne kudrettir? Bu nasıl bir varlıktır? İşte bu varlığın unvanı; “Babadır.”
Babaların kişilikleri de baba gibidir.
Nasıl mı?
Ben babamın hep dik duruşuna tanık oldum.
Ben babamın pes ettiğini hiç görmedim.
Babam hep uzaklara bakardı. Hem gerçek anlamda, hem de hayat görüşü anlamında.
Babam hep ileriyi görür ve bana geleceğe ait öğütler verirdi.
Babam öfkelendiğinde susardı. Susmak babamın en büyük romanıdır.
Öyle değil mi?
Gerek annenin söz salvolarına, gerekse çocuklarının bitip tükenmeyen istek ve kaprislerine karşı hep susarlar.
Babamız susarken; Ya onu anlamamızı bekler veya ileride bize konu mankenliği veya hayat gerçeğini öğrenmemiz için rol modellik yapmış olur.
Babamız hayatta iken ve göçtükten sonra; Her zaman bizi sarıp, sarmalayan sevgisi hep üzerimizdedir.
Babamız; Hayat boyu bizi koruyan ve kollayan yegâne güçlü varlığımızdır.
Babamız; Ne yaparsak yapalım; Bizi bırakmayacağına güvendiğimiz hoşgörü deryamızdır.
Babamız; Kimi zaman en yakın arkadaşımız, kimi zaman ders aldığımız yürek buruklarımız veya hayat tecrübesi edindiğimiz kalp kırıklarımızdır.
Babamız; Anlamlı bakışları, engin vücut dili, güçlü iradesi, kararlı tavrı, koruyucu özelliği ile, sarp kayalıklar üzerine kurulmuş sarsılmaz bir kale gibidir.
Babamız; Güvenilir bildiğimiz tek adamdır.
Babam; “Benim efsanemdir.”
Sizin babanız da “Sizin efsaneniz değil mi?”
Ebediyete intikal etmiş babalarımıza Tanrıdan rahmet,
Hayatta olan babalarımıza ve baba adaylarına uzun ömürler diliyorum.

[email protected]
www.songuldundar.com

Yazarın Kitapları

Cezo GardaşŞöför AğaSavaşların KadınıDamladan DeryayaHingilleme
Zalımların mazlumlara zulmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Güçlülerin zayıflara hükmünü Cezo Gardaş romanında görürsün Barış kalkanını savaş okunu Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıklar barbarlığın kodunu Cezo Gardaş romanında görürsün İlmin cehalete hükmedişini Cezo Gardaş romanında görürsün İyiyle kötünün çelişkisini Cezo Gardaş romanında görürsün Uygarlıkla medeniyet farkını Cezo Gardaş romanında görürsün Garibanı ezenlerin çarkını Cezo Gardaş romanında görürsün Emekçiyi sömürenin fendini Cezo Gardaş romanında görürsün Seven ile sevmeyenin kalbini Cezo Gardaş romanında görürsün Bütün insanlığı sizi ve bizi Cezo Gardaş romanında görürsün Tezi antitezi ve de sentezi Cezo Gardaş romanında görürsün
Bu kitapta; Güneş parlaklığı gibi, İçinizi ısıtan satırlar bulacaksınız. Bu kitapta; Yavrusunu saran bir ana kucağı gibi, Halkın sıcaklığını bulacaksınız. Bu kitapta; Emekçi elinin tarlada ayrık otu ayıkladığı gibi, Özeleştiriyi bulacaksınız. Bu kitapta; Şehidin toprağıyla bütünleştiği gibi, Vatan bütünlüğünü bulacaksınız. Bu kitapta; ?Can sağ iken yurt vermeyiz? diyen âşık Şenlik gibi, Yurt ve bayrak sevgisini bulacaksınız Bu kitapta; Halk uğruna ipe giden Pir Sultan gibi, Toplum aşkını bulacaksınız. Bu kitapta; En-el Hak diyen Mansur gibi, Tasavvuf gerçeğini bulacaksınız. Bu kitapta; Yunus Emre?nin ılık nefesi gibi, İnsan sevgisini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Eline, beline, diline sahip ol? diyen Bektaşi Veli gibi, Halkın ahlak değerlerini bulacaksınız. Bu kitapta; ?Kim olursan ol gel? diyen Mevlana gibi, Hoşgörü dünyasını bulacaksınız. Bu kitapta; Bir genç kızın işlediği, nakış nakış kilim gibi, Halk kültürünü bulacaksınız. Bu kitapta; Halk kültürü deryasında, dalgalarla boğuşan bir gemi gibi, Hayatın gerçeğini ve ŞOFÖR AGA?yı bulacaksınız
Bu Romanda; Kadının Atatürk Türkiye?sindeki çehresini bulacaksınız. Kadının özgür kişiliğini bulacaksınız. Kadının iş hayatındaki beyin gücünü ve alın terini bulacaksınız. Kadının evindeki emekçi ellerini bulacaksınız. Kadının yaşam mücadelesini bulacaksınız. Kadının bilgi ve becerisini bulacaksınız. Kadının toplumdaki tarihsel önemini bulacaksınız. Kadının köyden, şehri kucaklayan kollarını bulacaksınız. Kadının ana sevgisini bulacaksınız. Kadınının dinmeyen gözyaşlarını bulacaksınız. Kadının toplumdaki aydınlık yüzünü bulacaksınız. Kadının haksızlığa baş kaldırışını bulacaksınız. Kadının savaşlara karşı duruşunu bulacaksınız. Savaşların Kadını?nı bulacaksınız.
“DAMLADAN DERYAYA” kitabı; Songül Dündar’ın çıkarmış olduğu dördüncü kitap olup, dört kitabı çağrıştırıyor. Dündar büyük Ozan Pir Sultan Abdal’ın “Elim tutmaz güllerini dermeye/ Dilim varmaz hasta halin sormaya / Dört Kitab’ın cevabını vermeye / Sazım düzen tutmaz tel bozuk bozuk“ dörtlüğünü de kitabından ilham kaynağı olarak kullanmış. Dündar’ın son kitabı, halk Kültürü ve doğaçlama şiir alanında araştırma ve inceleme kitabı olup, tamamı halk ozanları ve aşıkları içeriyor. “Damladan deryaya” aynı zamanda Songül Dündar’ın “Şoför Aga” adlı öykü kitabı, “Savaşların Kadını” adlı romanı ve “Cezo Gardaş” adlı romanında olduğu gibi, tamamen sosyal içerikli olup, Pir Sultan Abdal’ı çağrıştırmakta… “Damladan deryaya” Songül Dündar’ın büyük emekleriyle; bir tarafına rakip Ozan ve Âşıkları koyduğu, diğer tarafına ise Aşık Dündar’ı koyduğu bir doğaçlama şiir fırtınasıdır. Yani bu doğaçlama şiir fırtınasında, doğaçlamanın bir tarafında kesinlikle Aşık Dündar bulunmaktadır. “Âşık Dündar ise şöyle demiştir: Kerem’in aşkıyla gönlüm tutuştu / Yunus ile hak yolunda buluştu / Aldım PİR SULTAN’ın toplum aşkını / ŞENLİK meclisinden DÜNDAR oluştu.” Görüldüğü üzre terazinin bir tarafında yine Pir Sultan bulunmaktadır İşte böyle… Araştırmacı, Roman ve Öykü yazarı Songül Dündar, durmamış, dinlenmemiş; kapı kapı dolaşmış, ilmik ilmik dokumuş, zerre zerre biriktirmiş ve DAMLADAN, koca bir DERYA oluşturmuş. Oluşan bu kitabın adına da “DAMLADAN DERYAYA” adını vermiş.
TEREKEME FIKRA VE GÜLMECELERİNDEN BİR DEMET…
Dost okurlarım, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…
Yolculuğunuza yoldaş, yalnızlığınıza ses, daraldığınızda nefes, yüzünüze gülücük olacağına inandığım ve Terekeme şivesinde GÜLME anlamına gelen, HİNGİLLEME adlı kitabımı yüreğinize emanet ediyorum. O sizi gülümsetecek, siz de onu çok seveceksiniz.
Gazeteci köşe yazarı olarak, çok sayıda ve çeşitli konularda yıllardır makale yazmaktayım. Zaman zaman serbest şiir de yazıyorum. Ama benim asıl ilgi alanım; didaktik, kültürel ve yaşanmış olaylarla ilgili, roman ve öykü yazarlığıdır. Hal böyle olunca; bilimsel ve kültürel araştırmalar yapmak; aha bu yüreğimde adeta tutku halini almıştır. Bu nedenle; bol miktarda araştırma dokümanı bilgi dağarcığımda birikmiştir. Bu cümleden olmak üzere; her türlü yaşanmış öykü, fıkra, öykülü türküler ve yaşanmış hayat hikâyeleri ile arşivim dolu doludur. Doğduğum, büyüdüğüm ve ait olduğum etnik kültür birikimim de cabası. Üstüne üstlük; eşim, halk ozanı Âşık Selahattin Dündar’ın halk kültürü danışmanım oluşu da ballı börek!
Ben, Kars ili Terekeme kültürüne mensubum. Hal böyle olunca, zaten var olan Terekeme kültür birikimim üzerine araştırmalarımı da koyduğumda, şu an elinizde bulunan, “Terekeme/ Fıkra ve Gülmeceleri” kitabı vücut bulmuş oldu.
Çok zengin bir kültür olan Terekeme Kültürü; ozanlarıyla, âşıklarıyla, şairleriyle, ifacılarıyla, icracılarıyla, yazarlarıyla, ilim ve bilim adamlarıyla kitaplara sığmayacak kadar engin, ciltlere sığmayacak kadar zengin bir deryadır. Elinizdeki HİNGİLLEME/GÜLME isimli kitap, o deryada sadece bir damladır.
Terekemeler hakkında soy ve boy bilgisini, kitabın en sonunda özet olarak bulacaksınız. Bu size sadece elinizdeki kitabı okurken yardımcı olmayı amaçlamaktadır. TEREKEMELER konusunda daha geniş bilgi edinmek isteyen okurlarımız; Selahattin Dündar’ın, TEREKEMELER adlı soy ve boy araştırmaları kitabından yararlanabilirler.
HİNGİLLEME isimli elinizdeki kitabınızın anlatım diline yardımcı olmak üzere, kitabın sonunda Terekeme şivesinde harflerin okunuşu ve kelime anlamları mevcuttur. Terekeme şivesini bilmeyen veya az bilen okurlarıma, öncelikle bu bölümü okumalarını tavsiye ederim.
HİNGİLLEME’nin gülümseyen yüzü ile sizleri baş başa bırakıyorum.
İyi okumalar… Saygılarımla…